

PROFESYONEL AVUKATLIK HİZMETLERİ

Tüm hukuki süreçlerinizde sizlerle beraberiz

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALE- İ ŞUYU DAVALARI)
1.ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI NEDİR ?
​
Ortaklığın giderilmesi davası, birlikte mülkiyet iliÅŸkisini bireysel mülkiyete dönüÅŸtüren çift taraflı bir davadır. Birlikte mülkiyet, paylı veya elbirliÄŸiyle mülkiyet olabilir .Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet taşınmazın tamamında tüm paydaÅŸlar tarafından hak sahibi olunması durumu elbirliÄŸi mülkiyetini ifade eder ve bu nedenle taraflar elbirliÄŸi mülkiyetinde bu hakları kapsamında tek baÅŸlarına tasarruf yetkilerini kullanamazlar.
Bu nedenle ortaklığın giderilmesi ile taşınmazın tamamına yayılan bu hakkın bireysel malvarlığına dönüÅŸtürülmesi için ortaklığın dava veya anlaÅŸma yolu ile sonlandırılması gerekmektedir. Bu dava, taraflar bakımından benzer sonuçlar doÄŸurur. Talep nedeniyle ortaklık tüm paydaÅŸlar açısından giderilecek olup davanın kazananı kaybedeni yoktur, ortaklığın giderilmesi yönünde tüm paydaÅŸları etkileyen bir karar olacaktır. Tarafların davada davacı ya da davalı olarak ifade edilmesi tamamen usul nedeniyle olup ortaklığın giderilmesi taleplerinin dikkate alınması açısından herhangi bir fark yaratmamaktadır.
Yine doktrinde de bu davaların iki taraflı davalar olduÄŸu hususuna deÄŸinilmiÅŸtir.. Eski adıyla izale-i ÅŸüyu ve yeni adıyla ortaklığın giderilmesi davaları, paylı (müÅŸterek) ya da elbirliÄŸi (iÅŸtirak halinde) ile mülkiyete konu olan taşınmaz veya taşınır mallarda paydaÅŸlar/ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet iliÅŸkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi saÄŸlayan iki taraflı bir dava türüdür. (Canan Ruhi, Ahmet Cemal Ruhi, İzalei Åžüyu Ortaklığın Giderilmesi PaylaÅŸma Davaları (En Son Yargıtay İçtihatlarıyla), Seçkin Yayıncılık, GüncellenmiÅŸ 6. baskı, Ankara, 2017, s. 158.)
2. ÖLÜM HALİNDE MİRAS KALAN TAÅžINMAZI DEÄžERLENDİRİRSEK MİRASÇILAR AÇISINDAN TASARRUF YETKİSİ NASILDIR?
​
Ölüm ile birlikte miras bırakanın malları üzerinde mirasçılar arasında miras bırakanın ölümü ile kurulan “miras ortaklığı” elbirliÄŸi ile mülkiyet halinin en çok rastlanan örneÄŸidir. Mirasçılar ölüme baÄŸlı olarak murisin malvarlığı yani tereke unsurları üzerinde elbirliÄŸi halinde mülkiyete sahip oldukları için terekeye ait bütün haklar üzerinde ancak birlikte, oybirliÄŸi ile tasarruf edebilirler (TMK md. 640/2) ElbirliÄŸi mülkiyetinde ortakların belirlenmiÅŸ payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamının mülkiyetine yaygındır. ElbirliÄŸi halinde mülkiyet tipinin en önemli özelliÄŸi, birden fazla kiÅŸinin bir malın tamamında mülkiyet hakkına sahip olmasıdır. Bu durum sebebiyle de iÅŸtirak yani ortaklık süresince malikler, malda taksim ve paylı mülkiyetin aksine kendi hisselerinde kendi tasarruflarını gerçekleÅŸtiremezler.(TMK md. 702/3). Kanunda veya sözleÅŸmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf iÅŸlemleri için ortakların oybirliÄŸiyle karar vermeleri gerekir. (TMK md. 702/2). ElbirliÄŸi mülkiyeti, malın devri, topluluÄŸun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer.PaylaÅŸtırma, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır.(TMK md 703)
3.ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ KİMLER TARAFINDAN VE KİME KARŞI TALEP EDİLEBİLİR ?
​
A. Mirasçılar veya paydaÅŸlar tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davaları,
Mirasçılardan her biri, sözleÅŸme veya kanun gereÄŸince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir (TMK md. 642/1). Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaÅŸtırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Bu durum, hiç kimsenin ortak mülkiyetin devamına zorlanamaması esasına dayanmaktadır. Bu baÄŸlamda, paylı veya elbirliÄŸi mülkiyette malın paylaşılması yönündeki bu talep paydaÅŸlara ulaÅŸtırılarak tüm paydaÅŸların katıldığı iradi paylaÅŸma olan paylaÅŸma sözleÅŸmesi ile veya paylaÅŸmada anlaÅŸma saÄŸlanamaması durumunda dava açılarak yargısal paylaÅŸma gerçekleÅŸtirilebilir. Dolayısıyla terekedeki mallara iÅŸtirak halinde malik olan her mirasçı, ortak sıfatıyla terekedeki taşınır ve taşınmaz malların aynen ve ÅŸayet bu mümkün deÄŸilse satış yoluyla paylaÅŸtırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Bu mülkiyet tipinin sona erdirilmesi istemiyle açılan ortaklığın giderilmesi davalarına bütün ortakların katılmaları gerekmektedir. Bu sebeple, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaÅŸlığı bulunmaktadır.
B. Alacaklı Tarafından Açılan Ortaklığın Giderilmesi Davaları,
​ Ortaklardan birinin payı ve taşınmazdaki hakkı üzerine haciz iÅŸlenmiÅŸ olabilir. Bu durumda mirasçılardan birinin alacaklısı, alacağını tahsil etmek için, terekedeki taşınır veya taşınmaz mallar üzerindeki ortaklığın, aynen veya nakden paylaşılmasını dava edebilir. Bunun için, öncelikle ortada alacak bulunmalı ve bu alacak, elbirliÄŸi ortağından olmalıdır. Ayrıca borçlu mirasçının hakkı, elbirliÄŸi ortaklığına konu olmalı, borçlu mirasçı aleyhine icra takibi yapılmalı fakat takip nedeniyle borç tahsil edilememiÅŸ olmalıdır. İcra Hukuk Mahkemesi’nden alınan yetkiyle açılan bu davalarda, prensip, borçlu ortağın mülkiyet hakkının, elbirliÄŸi mülkiyetine konu olmasıdır. Tüm ortaklar davaya dahil edilmelidir. Yetki belgesinin İcra Hukuk Mahkemesi’nden alınması, üçüncü kiÅŸinin bu davayı açması için kanunda öngörülen, özel bir dava ÅŸartıdır. ElbirliÄŸi mülkiyetine konu taşınır mallarda borçlu ortağın alacaklısı, yaptığı icra takibi sonunda, İİK m.121 yetkisine istinaden açacağı ortaklığın giderilmesi davasıyla alacağını tahsil edebilir. Burada birden fazla alacaklı bulunması halinde satış memurluÄŸu bütün icra dairelerinden uygulamada 100 maddeye yarar bilgi talep edecektir. İcra müdürlükleri bu bilgileri, haczin devam edip etmediÄŸini ve borç tutarını satış memurluÄŸuna bildirir. Satış memurluÄŸu hacizli payın satışından sadece borçlu olan payın alacaklılara bölüÅŸülmesine karar verilir. Birden fazla alacağı karşılamaması halinde rüçhanlı alacaklardan sonra garame hesabına göre para paylaÅŸtırılır. İİK m.121 ‘de düzenlenmiÅŸtir. Bu durumda, paylı mülkiyetten farklı olarak önce elbirliÄŸi mülkiyetine vücut veren ortaklık iliÅŸkisi sonlandırılır, sonra tasfiye sonucunda ortaÄŸa düÅŸen kısımdan alacak tahsil edilir.Kalan bedel payları oranında diÄŸer hak sahiplerine dağıtılır.
​
Aynı yönde;
“ElbirliÄŸi mülkiyetine tabi bir mal söz konusu ise, borçlu ortağın alacaklısı, alacağını tahsil amacıyla icra takibi baÅŸlatmasının ardından, İİK md.121 uyarınca, icra hâkiminden ortaklığın giderilmesi davası açabileceÄŸine dair bir yetki belgesi alarak bu davayı açabilecektir.” [Yargıtay HGK., 2004/6-509 E., 2004/568 K., 03.11.2004 T. İlamı]
4.ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİNDE DAVA ŞARTI ARABULUCULUK NASIL YAPILIR ?
​
7445 sayılı Kanun m.37 ile Arabuluculuk Kanunu’na (HUAK) eklenen m.18/B’ ile 1 Eylül 2023’ten itibaren, taşınır ve taşınmaz malların paylaşılması ve ortaklığın giderilmesi konulu uyuÅŸmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya baÅŸvuru zorunlu hâle getirilmiÅŸtir. (HUAK m.18/B) (İİK ile Bazı Kanunlarda DeÄŸiÅŸiklik Yapılmasına Dair Kanun. RG: 5.04.2023, 32154 ). Ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliÄŸiyle mülkiyet iliÅŸkisini sonlandırarak ferdi mülkiyete geçme imkânı saÄŸlar. YürürlüÄŸe giren kanun maddesi uyarınca taşınır ve taşınmaz malların paylaÅŸtırılması ve ortaklığın giderilmesiyle ilgili ihtilaflarda dava açmadan önce arabuluculuk yoluna baÅŸvurulmasının dava ÅŸartıdır. Her ne kadar taşınır ve taşınmaz malların paylaÅŸtırılması ve ortaklığın giderilmesine iliÅŸkin uyuÅŸmazlıklarda arabuluculuÄŸun dava ÅŸartı olması kuralı getirildi ise de bu sadace dava açılmadan evvel yalnızca arabuluculuÄŸa baÅŸvuru açısından bir zorunluluktur. Arabuluculuk sürecini sürdürme, süreçten vazgeçme, süreci sonlandırma, anlaÅŸmama halinde yeniden arabuluculuÄŸa baÅŸvurma veya dava yoluna gitme hususlarında iradilik ilkesi devam etmektedir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında taraf sayısının çok olması paylaşımı zorlaÅŸtırmaktadır. Gerek taraf sayısının çokluÄŸu gerekse taraflar arasındaki iletiÅŸim sorunları, tarafların akraba olması, tarafların aralarında anlaÅŸarak paylaÅŸmaya iliÅŸkin karara varmalarını zorlaÅŸtırmaktadır. Mahkeme tarafından özellikle açık artırma yoluyla satışa karar verildiÄŸinde, dava ve satış masrafları sebebiyle, satış bedelinin önemli bir kısmı harcanmaktadır. Ayrıca satıştan elde edilen bedelin tarafları tatmin etmeme durumu söz konusu olabilir. Ortaklığın giderilmesine iliÅŸkin uyuÅŸmazlıkların arabuluculuk yöntemiyle çözümü, tarafları mali anlamda da daha karlı bir konuma getirebilir. Ayrıca uyuÅŸmazlık, arabuluculuk yönteminde daha hızlı çözüme kavuÅŸabilecektir. Åžöyle ki ortaklığın giderilmesi davasında karar alınacak 1 ile 3 yıl arasında deÄŸiÅŸen yargılama sürecini arabuluculukta çok daha kısa bir süre içerisinde icra edilebilirlik ÅŸerhi alınacak güvenceli bir belgeye baÄŸlama imkanı vardır.
Arabuluculuk yoluna baÅŸvurulduÄŸunda, karşılıklı iletiÅŸim kurularak tarafların ortak arzusuna en uygun çözüm bulunabilir, mallar açık artırma yoluyla satılmaksızın ailede kalabilir. Ortaklığın giderilmesine dair uyuÅŸmazlıkların arabuluculuk yoluyla çözüme kavuÅŸturulmasında, taraflar pek çok konuyu dostane çözüm yoluyla aydınlığa kavuÅŸturabilirler. Böylece akrabalık iliÅŸkileri bozulmadan aile barışına katkı saÄŸlanmış olacaktır.
Arabuluculukta nakden paylaÅŸma da tarafların isteÄŸi doÄŸrultusunda kararlaÅŸtırılabilir. Ortakların iktisaden zarara uÄŸramalarını önlemek için, paydaÅŸlardan biri, rayiç bedelin üzerinde teklifte bulunabilir ve tüm tarafları tanıyan güvenilir bir tanıdığın devreye girmesiyle diÄŸer paydaÅŸların payını satın alabilir. Bu bakımdan, bağımsız tarafsız bir üçüncü kiÅŸi olan arabulucunun katılımıyla, bu uyuÅŸmazlıkların anlaÅŸmayla sonuçlanması taraflar için tercih edilir olması faydalıdır.
AnlaÅŸma belgesini taraflar hazırladıkları için içeriÄŸini serbestçe belirleyebilirler. Fakat anlaÅŸma belgesinin icra edilebilirliÄŸinde herhangi bir tereddüt oluÅŸmayacak ÅŸekilde detaylı ve açık düzenlenmesi gerekmektedir. Tarafların anlaÅŸtığı hususlar, hangi malların satılacağı, ada parsel bilgisi, ortaklığın ne ÅŸekilde hangi yöntemle sonlandırılacağı tereddüt doÄŸurmayacak açıklıkta olmalıdır. Nihayetinde bu belgeyle, taraflar arasındaki uyuÅŸmazlığa çözüm getirilecek ve uyuÅŸmazlık sona erecektir.
Aynen paylaÅŸma mümkün ise bu konuda anlaÅŸma saÄŸlanabilir. Aynen paylaÅŸmanın mümkün olmadığı durumlarda taraflar satış yoluyla ortaklığın giderilmesini kararlaÅŸtırabilirler.Yine satış kararı verilirse satışın ortaklar arasında yapılmasına da karar verebilirler.
Ortaklık, kat mülkiyetine geçiÅŸ yoluyla giderilebilir. Bunun için, kat mülkiyetinin tesis edilmesini mümkün kılan bir taşınmaz olmalı, yapının tamamı kâgir olmalı, bağımsız bölümler bağımsız kullanıma uygun olmalı ve her paydaÅŸa en az bir bağımsız bölüm düÅŸmelidir.
Taraflar, aralarındaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verebilirler. Bu durumda anlaÅŸma belgesinde satışın nasıl gerçekleÅŸeceÄŸi, hangi satış memurluÄŸunun görevli olacağı, satış bedelinin aralarında nasıl paylaşılacağı anlaÅŸma belgesine yazılmalıdır. Tarafımca bu görüÅŸmeler esnasında uyuÅŸmazlık konusu taşınmazın deÄŸerine iliÅŸkin o bölgeyi iyi bilen bir gayrimenkul deÄŸerleme uzmanı veya bilirkiÅŸiye deÄŸer tespiti yaptırarak gerek arabuluculuk aÅŸamasında gerekse davada bu raporun kullanılması süreci ve talepleri somutlaÅŸtırmak için önemlidir.
5.ARABULUCULUK SÜRECİNDE TARAFLARIN TASARRUFUNU ETKİLEYEN BİR KORUMA MEVCUT MUDUR ?
​
Yine 1 Eylül 2023’te yapılan deÄŸiÅŸiklikle birlikte ortaklığın giderilmesi davaları zorunlu arabuluculuÄŸa tabi tutularak aynı zamanda arabuluculuk sürecinde tarafları koruyacak bir uygulama olan ÅŸerh koydurma hakkı düzenlenmiÅŸtir. 7445 sayılı Kanun m.34 ile Arabuluculuk Kanunu’na m.17/B-2 eklenmiÅŸtir. Ortaklığın giderilmesi uyuÅŸmazlıklarında, taşınmaz devri gerekiyorsa veya taraflar bu konuda çözüm yollarını görüÅŸmek istiyorlarsa, m.17/B kapsamında ÅŸerh alınabilecektir. Arabuluculuk süreci içerisinde tapu kayıtlarında tasarruf nedeniyle deÄŸiÅŸiklik meydana gelebilir. Bu durumda doÄŸabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla, taraflar, HUAK m.17/B-2 baÄŸlamında tasarruf yetkisi kısıtlaması ÅŸerhinin verilmesine dair anlaÅŸma saÄŸlarlarsa tapuya bu husus ÅŸerh edilir.
Bu uyuÅŸmazlıklarda, taraflar yazılı olarak kararlaÅŸtırır ve arabulucu bu kararı tutanak altına alırsa, arabulucunun talebiyle, arabuluculuk süreciyle sınırlı olmak ve konulduÄŸu tarihten itibaren üç ayı geçmemek üzere, tasarruf yetkisinin kısıtlandığına dair tapu siciline ÅŸerh verilir. Bu ÅŸerh, taraflar anlaÅŸamazlarsa veya taraflar ÅŸerhin kaldırılması konusunda anlaşırlarsa arabulucunun talebiyle yahut üç aylık sürenin sonunda kendiliÄŸinden kalkar. Bu düzenlemeyle, taşınmaz devri ve taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tesisine yönelik uyuÅŸmazlıklarla ilgili arabuluculuk sürecinde, tarafların hukuki menfaatlerinin geçici olarak güvence altına alınması ve hukuki iÅŸlem güvenliÄŸinin saÄŸlanması amaçlanmıştır. Ortaklığın giderilmesi uyuÅŸmazlıklarında, taşınmaz devri gerekiyorsa veya taraflar bu konuda çözüm yollarını görüÅŸmek istiyorlarsa, m.17/B kapsamında ÅŸerh alınabilecektir. Kanun, m.17/B ile getirilen ÅŸerhi bir tasarruf kısıtlaması ÅŸerhi olarak düzenlemiÅŸtir. Bu ÅŸerhin kapsamını, tarafların arabulucuya sundukları yazılı anlaÅŸmanın içeriÄŸi belirler. TMK m.1010/2 gereÄŸi, tasarruf yetkisi kısıtlamaları, ÅŸerh verilmekle, taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine ileri sürülebilir. Dolayısıyla bu ÅŸerhle kiÅŸinin tasarruf yetkisi tamamen kalkmayacaktır. Fakat taşınmazın paylaşılması konusunda henüz anlaÅŸmaya varamayan tarafların ÅŸerh konusunda anlaÅŸmaya varması imkanı oldukça düÅŸük olduÄŸundan bu yeni uygulamanın iÅŸlerliÄŸi de tartışılmaktadır. Arabulucunun veya taraflardan birinin talebi ile ÅŸerh koydurulması iÅŸlerlik açısından daha faydalı bir düzenleme olabilir.
​
6.ARABULUCULUK ANLAŞMA BELGESİNİN NİTELİĞİ NE OLACAKTIR ?
​
AnlaÅŸma belgesi, özel hukuk sözleÅŸmesi olarak nitelendirilmesine raÄŸmen, kanun gereÄŸi, ilam niteliÄŸinde belge sayılabilir. Bu, HUAK m.18 gereÄŸi iki ÅŸekilde mümkündür. İlki, mahkemeden icra edilebilirlik ÅŸerhinin alınmasıdır. DiÄŸeri, anlaÅŸma belgesinin tarafların, avukatlarının ve arabulucunun birlikte imzalamalarıdır. Bu durumda, anlaÅŸma belgesi, ayrıca icra edilebilirlik ÅŸerhi alınmasına gerek kalmaksızın ilam niteliÄŸinde sayılır. Bu belgeler ilamların icrası hükümleri uyarınca icra edilebilir. HUAK m.18/B kapsamında düzenlenen anlaÅŸma belgelerinde ise icra edilebilirlik ÅŸerhi alınması zorunludur. (m.18/B3). Taşınır ve taşınmazların paylaÅŸtırılmasına ve ortaklığın giderilmesine iliÅŸkin uyuÅŸmazlıklar da bu kapsamdadır. (m.18/B-1,b). HUAK m.18/B-2 uyarınca, anlaÅŸma belgesi, kanunlarda taşınmazlarla ilgili sınırlamalar ve kurallar dikkate alınarak düzenlenecektir. Taşınmazın aynına iliÅŸkin anlaÅŸma belgelerinin icra edilebilirliÄŸine iliÅŸkin ÅŸerhin alınması zorunludur. (m.17/B-4).
7.İCRA EDİLEBİLİRLİK ŞERHİ NASIL ALINIR ?
​
Taşınmazla ilgili anlaÅŸma belgelerinde icra edilebilirlik ÅŸerhi, derdest bir dava olup olmadığı ayırt edilmeksizin, taşınmazın bulunduÄŸu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nden alınır. (m.17/B-4). DiÄŸer anlaÅŸma belgelerinde arabulucunun görev yaptığı yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir. Fakat dava görülürken arabuluculuÄŸa baÅŸvurulmuÅŸsa, icra edilebilirlik ÅŸerhi davanın görüldüÄŸü mahkemeden istenebilir. (m.18/2). Mahkeme, anlaÅŸma belgesini öncelikle ÅŸekil yönünden inceler. Mahkeme ayrıca, sürecin sicile kayıtlı bir arabulucu tarafından yürütülüp yürütülmediÄŸi, tarafların ehliyet ve yetkilerinin olup olmadığı, anlaÅŸma belgesinin emredici hükümlere, kamu düzenine aykırı olup olmadığı, belgede tarafların, varsa vekillerinin ve arabulucunun imzalarının bulunup bulunmadığı, anlaÅŸmanın içerik itibariyle cebri icraya elveriÅŸli olup olmadığı, kanunlarda taşınmazlarla ilgili sınırlama ve kurallara uyulup uyulmadığını denetler.
Mahkeme inceleme yaparken, çeÅŸitli kurum veya kuruluÅŸlardan bilgi, belge talep edebilir. Tapu kayıtlarını TAKBİS üzerinden inceleyebilir, gerekirse tapu kayıtlarını tapu müdürlüklerinden isteyerek kayıtlar üzerinden içerik denetimi yapar. Gerekli gördüÄŸü durumlarda duruÅŸma açabilir. (HUAK m.17/B-4, m.18/B-3).
İcra edilebilirlik ÅŸerhi verilmesi kapsamında yapılan incelmede icra edilebilirlik ÅŸerhini verecek olan mahkeme, yalnızca anlaÅŸma içeriÄŸinin arabuluculuÄŸa ve cebri icraya elveriÅŸli olup olmadığını incelemekle yükümlü iken, HUAK m.18/B kapsamındaki anlaÅŸma belgelerinde bu yükümlülüÄŸün kapsamı geniÅŸletilmiÅŸ ve mahkemeye anlaÅŸmanın içeriÄŸini, arabuluculuk ve cebri icraya elveriÅŸli olup olmadığını ve kanunlarda taşınmazlara iliÅŸkin usul ve esaslara uyulup uyulmadığını denetleme görevi verilmiÅŸtir. Taşınmazın aynına iliÅŸkin uyuÅŸmazlıklarda, anlaÅŸma belgesi icra edilebilirlik ÅŸerhi aldığında, tapu sicilinde iÅŸlem yapılmasına imkân saÄŸlar. Böylece ilam niteliÄŸinde belge kavramına tapu müdürlüklerindeki tescil taleplerinin hukuki dayanağını teÅŸkil etme iÅŸlevi kazandırılmaktadır.
8.TARAFLAR KENDİ ARALARINDA ANLAŞAMAZSA ARABULUCULUK YOLUNDA DA ANLAŞMA SAĞLANAMAZSA NE YAPILMALIDIR ?
​
Ortak mülkiyetin dava yoluyla sona erdirilmesi söz konusu olacaktır. Malın paylaşılması yönündeki bu istek paydaÅŸlara ulaÅŸtırılarak tüm paydaÅŸların katıldığı iradi paylaÅŸma ,paylaÅŸma sözleÅŸmesi veya paylaÅŸmada anlaÅŸma saÄŸlanamaması durumunda dava açılarak yargısal paylaÅŸma gerçekleÅŸtirilecektir.
TMK md. 699/2 hükmünde, “PaylaÅŸma biçiminde uyuÅŸma saÄŸlanamazsa, paydaÅŸlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaşılmasına, bölünen parçaların deÄŸerlerinin birbirine denk düÅŸmesi halinde eksik deÄŸerdeki parça para eklenerek denkleÅŸtirme saÄŸlanmasına karar verir” ÅŸeklinde düzenlenmiÅŸtir. Uygulamada ise ortaklığın giderilmesi davaları genellikle, elbirliÄŸi ile mülkiyet halindeki mirasçılar arasında mal paylaşımı giriÅŸimlerinin sonuçsuz kalması üzerine paylaÅŸma görüÅŸmelerinden tatmin olmayan mirasçı tarafından açılmaktadır.
Ortaklığın giderilmesi davaları, tarafların hem davacı hem de davalı durumda olduğu iki taraflı davalardandır. Bu nedenle iki taraflı davalar arasında sayılmaları sebebiyle, yargılama esnasında davacı ve davalı tarafın hakları ve talepleri mahkeme tarafından eşit derecede dikkate alınmalıdır.
9.DAVAYI GÖRMEYE YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME NASIL BELİRLENİR ?
​
Ortak mülkiyetin konusu taşınmaz bir mal ise, yetkili mahkeme ilgili taşınmazın bulunduÄŸu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir.(HMK md. 12). Bu noktada; taşınmaz malların ortaklığının giderilmesi davalarında yetki sözleÅŸmesinin, HMK md. 12 hükmünün kamu düzenine iliÅŸkin olması sebebiyle geçerli olmadığı, taşınırlar için ise söz konusu yetki sözleÅŸmesinin yapılabileceÄŸi ve birden fazla taşınmaza ait paylaÅŸma davalarında taşınmazlardan birinin bulunduÄŸu yer mahkemesinin yetkili olduÄŸu (HMK md. 12/3) dikkate alınmalıdır.Yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılan dava zaten uzun süren dava sürecini iyice uzatacağından dava açılmadan evvel yetkili mahkeme tespitini doÄŸru yapmak oldukça önemlidir.
10.ORTAKLIK NASIL VE NE ŞEKİLDE GİDERİLEBİLMEKTEDİR ?
A. AYNEN PAYLAŞMA ŞEKLİNDE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ,
Aynen paylaÅŸma, taşınmaz malın hak sahiplerine bölünerek aynen yani yine taşınmaz parçaları olarak bölüÅŸtürülmesidir. ElbirliÄŸi mülkiyeti, malın devri, topluluÄŸun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. PaylaÅŸtırma, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır.(TMK m.703). Mirasçılar, yapacakları paylaÅŸma sözleÅŸmesinde, ortaklığın aynen paylaÅŸma yoluyla sonlandırılmasına kadar verebilirler. Bu sözleÅŸmenin geçerliliÄŸi yazılı olmasına baÄŸlıdır. (TMK m.676).
PaylaÅŸma anlaÅŸmayla yahut mahkeme kararıyla olur. PaydaÅŸlar arasındaki bu anlaÅŸmaya “paylaÅŸma-taksim sözleÅŸmesi” veya “paylı mülkiyeti sona erdirme sözleÅŸmesi” denir. İradi paylaÅŸmanın gerçekleÅŸebilmesi için bütün paydaÅŸlar, paylaÅŸma ve bunun ÅŸekli konusunda anlaÅŸmalıdır. Bir paydaÅŸ dahi paylaÅŸma kararına uymaz veya bunun ÅŸekline rıza vermezse anlaÅŸmadan söz edilemez. PaydaÅŸlar aynen paylaÅŸma yolunu seçerlerse, paylı mülkiyete konu taşınmazla ilgili paydaÅŸlara özgülenen parçalar, tapu kütüÄŸüne kaydedildiÄŸinde ve hak sahipliÄŸine iliÅŸkin tescil yapıldığında, paylı mülkiyetten bireysel mülkiyete geçilir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında, hâkim, aynen paylaÅŸmaya karar verebilmek için, her taşınmazın niteliÄŸi, yüzölçümü, pay ve paydaÅŸ sayısı ile imar mevzuatına bakarak bu ÅŸekilde paylaÅŸmanın mümkün olup olmadığını araÅŸtırır.
Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ;
“Davada sulh vaki olmadığı sürece bir kısım taşınmazların bazı paydaÅŸlara, diÄŸerlerinin diÄŸer paydaÅŸlara verilmesi ÅŸeklinde re’sen taksime gitmek mümkün deÄŸildir. Taksimde taşınmazın pay ve paydaÅŸ durumuna arazinin verim niteliÄŸine göre taksimin mümkün olup olmadığının bilirkiÅŸi aracılığıyla saptanması gerekir. Payların denkleÅŸtirilmesi için ivaz ilavesi icap ediyorsa fen ehline taksim projesi düzenlettirilir. Taşınmaz Belediye ve mücavir alan hudutları içerisinde ise taksim projesi eklenerek Belediye’den imar yasası ve yönetmeliÄŸi uyarınca bu taksime imkan olup olmadığı sorulur. Taşınmaz Belediye ve mücavir alan dışındaysa aynı husus İl İdare Kurulundan sorularak saptanır. Taksim tarzında yani taksim projesindeki bölümlerin hangi paydaÅŸa verileceÄŸi konusunda taraflar anlaÅŸamazlarsa mahkeme huzurunda kura çekilerek hangi kesimin hangi paydaÅŸa verileceÄŸi belirlenir.” [Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 21.02.2001 tarihli ve 2001/79 E., 2001/166 K.]
Taşınmaz, yüzölçümü itibariyle bölünebilir olmalıdır. Pay ve paydaÅŸ sayısı itibariyle her pay sahibine ekonomik deÄŸeri olan bir parça isabet etmiyorsa, aynen paylaÅŸma yoluna gidilmez. Aynen paylaÅŸma, malın paylara uygun sayıda, aynı nitelikte parçalara ayrılmasını gerektirir. Bölünen parçaların kime özgüleneceÄŸi, resen veya kurayla belirlenebilir. Mirasçının açtığı ortaklığın giderilmesi davasında, hâkim imkân varsa taşınmazlardan her birinin tamamını bir mirasçıya vermek suretiyle paylaÅŸtırmayı yapar. Mirasçılara paylaÅŸtırma yapılırken ÅŸayet taşınmazların deÄŸerleri arasında fark varsa bu farkın para olarak ödenmesi yoluyla miras payları arasında denkleÅŸtirme saÄŸlacaktır. Fakat uygulamada aynen taksimin taşınmazlarda uygulanabilirliÄŸi sorunu mevcuttur. Taşınmazın geniÅŸ bir alana yayılması, arazinin taraflarında eÄŸim, akarsu ulaşım, tarıma elveriÅŸlilik, verimlilik vs gibi birden fazla faktör nedeniyle aynen taksimin uygulanması imkanı çoÄŸu olayda mümkün olmamaktadır.
Aynen taksimde zamanaşımı hususuna da kısaca değinecek olursak;
Taşınmazı aynen paylaÅŸmaya yönelik mahkeme kararları, tescil yapılmasa bile, zamanaşımına tâbi deÄŸildir. Çünkü mülkiyet, kararın kesinleÅŸmesiyle sicil dışında kazanılır. (TMK m.705/2). Ayni haklara iliÅŸkin temel ilkelerden biri bu hakların zamanaşımına uÄŸramamasıdır. Taşınır malları aynen paylaÅŸmaya yönelik mahkeme kararları ise, taşınır mal ilgilisine teslim edilmemiÅŸse, kesinleÅŸme tarihinden itibaren on yıl sonra zamanaşımına uÄŸrar. (TBK m.156/2). Satışa iliÅŸkin mahkeme kararları, kesinleÅŸme tarihinden itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uÄŸrar. (TBK m.156/2; İİK m.39).
B. KAT MÜLKİYETİNE GEÇİŞ İLE ORTAKLIÄžIN GİDERİLMESİ ,
Kat mülkiyetine geçiÅŸ suretiyle ortaklığın giderilmesi yöntemi aslına baktığımızda aynen paylaÅŸmanın bir türüdür. Ortaklığın giderilmesi davası, üzerinde kat mülkiyeti kurulmaya elveriÅŸli bir taşınmaza iliÅŸkin açılmışsa kat mülkiyetine geçiÅŸ ÅŸekli ile ortaklık sonlandırılabilir. Bu davalarda, paydaÅŸlardan ya da ortaklardan biri, kat mülkiyeti tesisi ve bağımsız bölüm tahsisi suretiyle paylaÅŸma isteyebilir. Bu durumda, hâkim, o taşınmazın mülkiyetinin, KMK m.12’deki belgelere istinaden kat mülkiyetine dönüÅŸtürülmesine ve paylar denkleÅŸtirilerek bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verebilir. (KMK 78 m.10/6). Taşınmaz üzerinde elbirliÄŸi mülkiyetinin oluÅŸması halinde ana taşınmaz doÄŸrudan kat mülkiyetine çevrilemez. Önce elbirliÄŸi mülkiyeti paylı mülkiyete dönüÅŸtürülür, sonra kat mülkiyeti kurulur. Kat mülkiyetine geçiÅŸ yoluyla ortaklığın giderilmesi için, yapının tamamı kâgir olmalı, bağımsız bölümler bağımsız kullanıma uygun olmalı, her paydaÅŸa en az bir bağımsız bölüm düÅŸmelidir .
C. SATIŞ YOLUYLA ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ
Ortaklığın giderilmesi davası açılırken taşınmazın aynen taksimi veya satış yolu ile taksimi konusunda seçim yapma zorunluluÄŸu bulunmamaktadır. Dava öncelikle aynen taksim mümkün olmaması halinde satış yolu ile ortaklığın giderilmesi ÅŸeklinde terditli açılabilmektedir. Müvekkilin talepleri de dikkate alınarak terditli açılması müvekkilin menfaati doÄŸrultusunda daha mantıklı olabilir. Yargılama aÅŸamasında bilirkiÅŸiden taşınmazın deÄŸerine iliÅŸkin kıymet takdiri raporu alınır. Kıymet takdiri raporunun süresi iki yıl olup iki yıl içerisinde satış gerçekleÅŸmezse raporun satışa esas olması mümkün deÄŸildir. Yeniden kıymet takdiri raporu alınması gerekmektedir. Paylaşımı mümkün olan deÄŸerler dışında kalan taşınır ve taşınmaz mallardan aynen bölünmesi mümkün olmayanlar için satış suretiyle ortaklığın giderilmesi yoluna gidilir. Malın maddi paylaşımı malda önemli bir deÄŸer kaybına yol açıyorsa, hâkim maddi paylaşım yerine paylı mülkiyete konu malın açık artırma ile satışına karar vermektedir. Paylaşım için artırma yoluyla satış usulüne karar veren mahkeme; tüm paydaÅŸların rıza göstermesi durumunda, artırmanın sadece paydaÅŸlar arasında yapılacağına karar verebilir veya bunun yerine artırmanın herkese açık bir ÅŸekilde yapılmasını da yerinde görebilir (TMK md. 699/3). Dolayısıyla, paydaÅŸlardan biri artırmanın sadece paydaÅŸlar arasında yapılmasına rıza göstermediÄŸinde artırmanın artık herkese açık olarak yapılması gerekmektedir.
C.1. Taşınmazın değeri nasıl belirlenecektir ?
Tarla olan taşınmazların ekonomik deÄŸeri birçok faktöre baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸebilir. Tarlanın deÄŸerini belirleyen faktörler arasında arazinin büyüklüÄŸü, konumu, tarıma uygunluÄŸu, tarım yapılabilirliÄŸi, tarımsal altyapı olanakları, imar durumu, su kaynaklarına eriÅŸim ve çevresindeki tarım faaliyetlerinin çeÅŸitliliÄŸi, üzerinde ekimine elveriÅŸli tarım ürünleri getirisi ile de belirlenmektedir.
Taşınmazın imar durumu deÄŸerinin belirlenmesinde önem arz etmektedir. Bununla birlikte taşınmazın tapudaki niteliÄŸi de dikkate alınır. İmar planı içerisinde bulunan yerler arsa olarak nitelendirilirken imar planı dışındaki taşınmazlar tarla vasfıyla nitelendirilebilmektedir. Fakat bu durumun da istisnaları ve taşınmaza özgü olarak detaylı incelenmesi gerekmektedir.
1319 sayılı Emlak Yasası’nın 1610 sayılı yasa ile deÄŸiÅŸik 12. maddesinin ve 83/6122 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Kararnamesi’nin 1/a ve 1/b maddeleri gereÄŸince ve Yargıtay Genel Kurulu’nun 19.04.1989 tarih ve 1989/313 sayılı kararı ve gereÄŸince;
“Åžehir imar planında bulunan yerlerin tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın ARSA kabul edilmesi gerektiÄŸi” ve “Åžehir imar planını dışında olsa da yerleÅŸim ve nüfus yoÄŸunluÄŸu, ulaşım ve altyapı hizmetleri yol, su, itfaiye gibi belediye hizmetlerinden faydalanma durumu gibi unsurlar da göz önünde bulundurulur.” hükmü gereÄŸi dava konusu taşınmazlar bu özelliklere sahip olursa “ARSA” vasfındadır. “
Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davasında kıymet takdiri hususunda bu durum dikkate alınmalıdır. Aksi takdirde verilen kararın istinaf aÅŸamasında kaldırılması söz konusu olacaktır.
C.2 Satış nasıl yapılmaktadır ?
Satış kararı kesinleÅŸtikten sonra, dosya satış iÅŸlemlerinin yürütülmesi için görevlendirilen satış memurluÄŸuna gönderilir. Ortaklığın giderilmesi davalarında satış iÅŸlemlerinin yürütülmesi için görevlendirilen satış memurluÄŸu, satış sürecinin düzenli ve kanuna uygun ÅŸekilde yürütülmesinden sorumludur. Satış memurluÄŸu kurulmayan yerlerde görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi kalemi satış memurluÄŸu görevini yerine getirir. Halihazırda; satışlar elektronik ortamda e-satış portal üzerinden yapılmaktadır. E devlet bilgileri ya da kurum portal üzerinden sisteme giriÅŸ yapılabilmektedir. Açık artırma bilirkiÅŸi raporunda ifade edilen deÄŸere yani muhammen bedele satış ve paylaÅŸtırma giderlerinin de eklenmesiyle oluÅŸan meblağının %50’sinden baÅŸlar ve bu meblağı artırmaya katılacak ilgililerin talepleri doÄŸrultusunda artabilir.
Artırmaya katılabilmek için taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde onunu aÅŸacak tutardaki nakit teminatın en geç artırma süresinin bitiminden önceki gün satışı yapan sulh hukuk satış memurluÄŸu banka hesabına yatırılması veya satışa konu malın muhammen kıymetinin yüzde onunu karşılayacak tutarda ÅŸartsız, kesin ve süresiz banka teminat mektubunun elektronik olarak tevdi edilmesi gerekmektedir. PaydaÅŸlar açısından ise payları teminat tutarını karşılıyor ise teminat yatırmaları gerekmemektedir. Birden fazla ortak adına tek kiÅŸinin ihalede yetkilendirilmesi mümkün olup bu durumda teminat konusunda tüm paydaÅŸların payının taşınmazın yüzde onunu karşılayıp karşılamadığına bakılmaktadır.
İhale alıcısınının bedelin tamamını, ihalenin gerçekleÅŸtiÄŸine iliÅŸkin tutanağın elektronik satış portalında ilanından itibaren en geç 7 gün içinde satış memurluÄŸu hesabına ödenmesi gerekmektedir. KDV, damga vergisi tapu harç ve masrafları alıcıya aittir. BirikmiÅŸ vergiler ve borçlar satış bedelinden ödenir.
Taşınır ve taşınmaz tüm mallardaki ortaklığın giderilmesinin satış yoluyla gerçekleÅŸtirilmesine iliÅŸkin verilen yargı kararları, kesinleÅŸmelerinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinde yerine getirilmelidirler.
11.ORTAKLIÄžIN GİDERİLMESİ DAVASINDA TAÅžINMAZ ÜZERİNDE MUHDESAT( YAPI, AÄžAÇ,BİTKİ ) BULUNMASI VE YAPININ AİDİYETİ SORUNU NASIL ÇÖZÜLECEKTİR ?
​
Yargılama esnasında ortaklığın giderilmesi talebi hakkında hüküm verilebilmesi için aynı mahkemenin çözmesi gereken sorunlar ön sorun ve ÅŸayet baÅŸka bir mahkemenin karara baÄŸlaması gereken sorunlar varsa, bunlar bekletici sorun olarak deÄŸerlendirilip önce bu uyuÅŸmazlığın giderilmesini beklenmelidir. Dolayısıyla, bu tip sorunlar mahkeme kararına baÄŸlanmadan ortaklığın giderilmesi davalarında hüküm tesis edilmemelidir. Ortaklığın giderilmesi talep edilen taşınmaz üzerinde yapı bulunması durumu da bu sorunlardan ve çözülmesi gereken durumlardan biridir.
Genel kurala baktığımızda; ÜST ARZA TABİDİR kuralı mevcuttur. TMK madde 718 gereÄŸince; " Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduÄŸu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. "
Ortaklık satış suretiyle giderildiÄŸinde, davaya konu taşınmazın üstünde aÄŸaç, bina gibi bütünleyici parça , yapı varsa, bunlar da taşınmazla birlikte satılmalıdır. Bu muhdesatın bazı ortaklara ait olduÄŸuna dair tapuda ÅŸerh varsa veya bu konuda tüm paydaÅŸlar arasında ittifak varsa, muhdesat arazinin deÄŸerinde artışa sebep oluyorsa, artışı tespit için, arazinin ve muhdesatın dava tarihi itibariyle deÄŸerleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu deÄŸerler toplanınca taşınmazın toplam deÄŸeri anlaşılır. Bunun ne kadarının araziye ne kadarının muhdesata ait olduÄŸu yüzde olarak hesaplanır, satış bedeli paylaşımı bu orana göre yapılır. Muhdesat, hukuki niteliÄŸi itibariyle bütünleyici parçadır. Bütünleyici parçalar taşınmazın esaslı unsuru olduÄŸundan, tek başına ortaklığın giderilmesi davasına konu olamazlar. (TMK m.684). Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davası veya muris muvazaası, tapu iptali tescil gibi mülkiyete iliÅŸkin bir dava açılmadan muhdesatın tespiti davası açılması halinde dava hukuki yarar yokluÄŸundan reddedilir.
Muhdesat üçüncü kiÅŸiye aitse, bu kiÅŸi, ortaklığın giderilmesi davasında taraf olarak yer alamaz, ona pay verilmesi söz konusu olmaz. Somut olayın koÅŸullarına göre, muhdesat taşınmazla birlikte satıldığında elde edilen bedel tüm paydaÅŸlara dağıtıldıktan sonra, üçüncü kiÅŸi, bu muhdesat sebebiyle paydaÅŸlara sebepsiz zenginleÅŸme davası açabilir. Ama bu durum muhdesatın dava konusu olan taşınmazla birlikte satılmasına engel olmayacaktır. Muhdesat, kiÅŸisel bir hak olup sahibine arazi mülkiyetinden bağımsız bir ayni hak saÄŸlamaz. Fakat muhdesatın varlığı, ana taşınmazın deÄŸerinde artışa neden oluyorsa ve muhdesatın bulunduÄŸu ana taşınmazın üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi istenmiÅŸse, muhdesatın kime ait olduÄŸuna dair tapuda ÅŸerh yoksa veya tüm paydaÅŸlar bu konuda ittifak içinde deÄŸilse, tespit davası açılmasında hukuki yarar vardır. Bu konuda mahkemenin muhdesatın kendisine ait olduÄŸunu iddia eden tarafa dava açmak için süre vermesi ve bu davanın sonucunu bekletici mesele yapması gerekmektedir. Verilen süre içerisinde dava açılmaması hak kaybına neden olmayacağı gibi ortaklığın giderilmesi davası süresinde muhdesata iliÅŸkin dava açılması mümkündür. Verilen sürede dava açılmaması hak kaybına neden olmayacaktır. Fakat yargılamanın uzamaması adına muhdesat konusunun davanın ilerleyen dönemlerinde ileri sürmektense baÅŸta uyuÅŸmazlık haline getirilmesi faydalı olacaktır.
​
Hukuk Genel Kurulu 2009/7-164 E., 2009/239 K. MUHDESAT TESPİTİ DAVASI konusunda vermiş olduğu kararlar;
“Tespit tutanağı içeriÄŸinde davaya konu binanın 1967 yılında yapıldığı yazılı olup bu konuda taraflar arasında uyuÅŸmazlık bulunmamaktadır. UyuÅŸmazlık evin kimin tarafından, kim adına ve hesabına yapıldığı noktasındadır. Davacı taraf dava dilekçesinde evin 1967 yılında babaları tarafından kısmen yapılmasına raÄŸmen daha sonra kendisi tarafından yeni baÅŸtan inÅŸa edildiÄŸini, babalarının saÄŸlığında bu evin kendisine verildiÄŸini öne sürmüÅŸ ise de, dinlenilen tutanak tanıkları H. İ., A. Ç. ve S.H. tutanak tarihinde davaya konu evde davacı S. S. oturmakta ise de, evin saÄŸlığında O. S. tarafından yaptırıldığını, taşınmazların saÄŸlığında çocukları arasında taksim ederek davaya konu evi oÄŸlu olan davacı S. S.'a verdiÄŸine iliÅŸkin bilgileri bulunmadığını açıklayarak tutanağı doÄŸrulamışlar, dinlenilen davalı tanıkları da aynı yönde beyanda bulunmuÅŸlardır. Davacı tanıklarından M. K. taraflar arasında evlerin aidiyeti konusunda daha önce de tartışmalar yaÅŸandığını, bunun üzerine O. S.'ın 12 parsel üzerinde bulunan evi davalı M. Y.'a, 13 parsel üzerindeki davaya konu evi de davacı S. S.'a verdiÄŸini açıklamış, ayrıca tüm davacı tanıkları evin yapımı sırasında bir kısım malzeme ve iÅŸçilik giderlerinin davacı S. S. tarafından karşılandığından sözetmiÅŸlerse de bu beyanlar tutanağın aksini kanıtlamaya yeterli olmayan, yer ve zaman içermeyen, soyut ve geçersiz açıklamalardan ibarettir. Davacı taraf evin miras bırakanı O. S. tarafından kendisine bağışlandığını kanıtlayamadığı gibi, davaya konu evin yapıldığı tarihte davacının 21.05.1943 doÄŸumlu ve 24 yaÅŸlarında olduÄŸu, ayrı bir iÅŸi ve geliri bulunduÄŸunun kanıtlanamadığı gözetildiÄŸinde babası ile birlikte oturan davacının kendi adına ve hesabına ev yaptırmasından da söz edilemez.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin deÄŸerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir."
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2008/250 E. , 2008/3464 K. 16.09.2008 tarihli kararında aynen;
​
“Babası ile birlikte oturan ve babasına ait tarlaları iÅŸleyerek geçimini saÄŸlayan, kendisine ait ayrı bir iÅŸi ve geliri bulunmayan davacının büyük masraf gerektiren davaya konu narenciye aÄŸaçlarını kendi adına ve hesabına dikip yetiÅŸtirdiÄŸinin kabulü hayatın olaÄŸan akışına aykırı olduÄŸu gibi, babasına ait tarlalarla ilgilenmesi, bu tarlalardan elde edilen gelirlerle fidan dikmesi, fidanları bakıp yetiÅŸtirmesi, bu amaçla emek sarfetmesi de babasına karşı evlat olmadan kaynaklanan ahlaki bir görevin yerine getirilmesi niteliÄŸindedir. Bu olgu gözetildiÄŸinde fidan faturalarının davacı adına düzenlenmesi, çalışan iÅŸçi ücretlerinin davacı tarafından ödenmesi, dikilen fidanların bakımının fiilen davacı tarafından yapılması sonuca etkili olmadığı gibi aÄŸaçların davacıya ait olması sonucunu da doÄŸurmaz. Bu nedenle 4125 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davaya konu narenciye aÄŸaçlarının da davacı tarafından ancak babası olan ortak miras bırakan adına ve hesabına dikilip yetiÅŸtirildiÄŸinin, ortak miras bırakanın ölümü ile de tüm mirasçılarına intikal ettiÄŸinin kabulü gerekir.” denilmektedir.
Taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliÄŸinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, iyileÅŸtirilmesini diÄŸer bir ifade ile muhdesattan saÄŸlanacak faydanın artmasını saÄŸlayan iÅŸler olduÄŸu ve bu iÅŸler için harcanan giderler de muhdesatın deÄŸerini arttıran faydalı ve zorunlu giderler olduÄŸundan bu giderleri tek başına karşılayan paydaşın koÅŸulların varlığı halinde diÄŸer paydaÅŸların paylarına düÅŸen kısmını sebepsiz zenginleÅŸme kurallarına göre isteyebileceÄŸinden, muhdesat olarak kabul edilmez.
12.ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASINDAN FERAGAT EDİLEBİLİR Mİ ?
Normalde davadan feragat edilmesi halinde davanın yeniden açılması mümkün olmayıp feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Fakat ortaklığın giderilmesi davaları bunun istisnasını oluÅŸturmaktadır. Ortaklığın giderilmesi davasından feragat, kesin hüküm teÅŸkil etmediÄŸinden, yeniden dava açılabilir. Feragat davayı sonlandırmaz, davacı paydaÅŸ davasından feragat etse bile, diÄŸer paydaÅŸlar davaya devam edebilirler . Dava açıldıktan sonra payı devralan yeni paydaÅŸ da davaya devam edebilir. Paylaşım konusunda ortakların her birisinin onayı gerektiÄŸi gibi feragate göre hüküm kurulabilmesi için de tüm paydaÅŸlar feragate katılmalıdır.
13.ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARINDA YARGILAMA GİDERLERİ NASIL KARŞILANIR ?
​
Ortaklığın giderilmesi davalarında sıklıkla sorulan soru; yargılama giderleri ve harçları hangi taraf öder olmaktadır. Ortaklığın giderilmesi davaları taraflar için benzer sonuçlar doÄŸuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceÄŸinden yargılama giderleri,harçları ve vekalet ücretinin taraflara payları oranında taraflara yükletilecektir. Satış aÅŸamasına gelindiÄŸinde satış talep edenin satışa iliÅŸkin ilan masrafını ödemesi gerekmektedir. KDV, Damga vergisi, tapu harç ve teslim masrafları alıcı tarafından ödenir. Ortaklığın giderilmesi davalarında; haklı çıkan tarafın, davayı vekil aracılığıyla takip etmiÅŸ olması halinde vekilin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ikinci kısım, birinci bölümünde düzenlenen maktu vekalet ücretine hükmedilir. Fakat tarifenin 3. maddesindeki düzenleme uyarınca hakim, avukatın emeÄŸi, çabası, iÅŸin önemi, niteliÄŸi ve davanın süresini göz önünde bulundurarak belirlenen asgari miktarın en fazla üç katına kadar vekalet ücretine hükmedebilir. Takdir edilen vekalet ücretini, paydaÅŸların payları oranında ödenmesine karar verilir. Dava sonunda hükmedilen ilam vekalet ücreti, satış masrafları ve vergiler ödendikten sonra satış bedeli içerisinden vekillere ödenmektedir.
14.SONUÇ ;
​
Özellikle miras nedeniyle ortaklığın giderilmesi konusunda taşınmaz tapuları incelendiÄŸinde fiili hak sahipliÄŸinin tapuda gözüken hak sahipliÄŸi ile örtüÅŸmediÄŸi ve birçok paydaşın taşınmaz üzerinde hak sahibi olduÄŸu görülmektedir. Bu durumda taraf sayısı fazla olsa da arabuluculuk sürecinde avukatlarla da süreç deÄŸerlendirilip anlaÅŸma saÄŸlanarak arazinin özellikle tarım arazilerinin küçük paylara bölünerek veriminin ve araziden alınacak faydanın azalmasının önüne geçilebilmektedir. Bu noktada tarafları tarafsız ve objektif bir üçüncü kiÅŸinin bir araya getirerek anlaÅŸma müzakerelerinde bulunması oldukça faydalı olacaktır. Bu anlaÅŸma saÄŸlanamaması halinde dava aÅŸamasının hak kaybına neden olunmaması nedeniyle alanında uzman bir gayrimenkul avukatı ile çalışılması ve hukuki süreçlerin uzmanlıkla takip edilmesi gerekmektedir.
